<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?> <rss
version="2.0"
xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
> <channel><title>Hamilesin.Com</title> <atom:link href="http://www.hamilesin.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" /><link>http://www.hamilesin.com</link> <description>Hamilesin - Hamileyim - Nasıl Gebe Kalabilirim - Beslenme - Düşük -</description> <lastBuildDate>Wed, 16 May 2012 05:59:32 +0000</lastBuildDate> <language>en</language> <sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod> <sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency> <generator>http://wordpress.org/?v=3.3.2</generator> <item><title>Hamile kadın çok hassas olur</title><link>http://www.hamilesin.com/hamile-kadin-cok-hassas-olur.html</link> <comments>http://www.hamilesin.com/hamile-kadin-cok-hassas-olur.html#comments</comments> <pubDate>Wed, 16 May 2012 05:59:30 +0000</pubDate> <dc:creator>admin</dc:creator> <category><![CDATA[Hamilelik]]></category> <guid
isPermaLink="false">http://www.hamilesin.com/hamile-kadin-cok-hassas-olur.html</guid> <description><![CDATA[Doğum öncesi psikolojiniz Hamilelik her kadının hayatında bir dönüm noktası. Hamile olduğunu öğrenen her kadın yeni bir döneme giriyor. Bu dönemde yaşanan fiziksel değişikliklerin yanında bir de psikolojik değişiklikler ekleniyor. Bütün duyguları aynı anda yaşayan anne adayı, kendine destek arıyor. Bu dönemde tüm duyguların bir arada yaşanması son derece normaldir. Çünkü anne hem hamileliği hem [...]]]></description> <content:encoded><![CDATA[<table
cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="float: left; margin-right: 1em; text-align: left;"><tbody><tr><td
style="text-align: center;"><a
href="http://www.hamilesin.com/wp-content/uploads/hamile-kadin-cok-hassas-olur-0.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; margin-bottom: 1em; margin-left: auto; margin-right: auto;"><img
border="0" height="219" src="http://www.hamilesin.com/wp-content/uploads/hamile-kadin-cok-hassas-olur-0.jpg" width="320" title="Hamile kadın çok hassas olur" alt="hamile kadin cok hassas olur 0 Hamile kadın çok hassas olur" /></a></td></tr><tr><td
class="tr-caption" style="font-size: 13px; text-align: center;">Doğum öncesi psikolojiniz</td></tr></tbody></table><p><b><span
style="color: #0b5394;">Hamilelik her kadının hayatında bir dönüm noktası. Hamile olduğunu öğrenen her kadın yeni bir döneme giriyor. Bu dönemde yaşanan fiziksel değişikliklerin yanında bir de psikolojik değişiklikler ekleniyor. Bütün duyguları aynı anda yaşayan anne adayı, kendine destek arıyor.</span></b></p><p>Bu dönemde tüm duyguların bir arada yaşanması son derece normaldir. Çünkü anne hem hamileliği hem de kendini keşfetmeye başlamıştır. Kendini farklı ve değişen bir bedende gözlemlerken, hamileliğin getirdiği fiziksel sorunları yaşarken, bir taraftan da bebekle ilgili aklında oluşan bir çok soruyla da baş etmeye çalışmaktadır. Bu durumda annenin yapması gereken tek şey; hamilelik durumunu kabullenip, tüm bu yaşanan duyguların bu döneme has olduğunu düşünmesidir. Ayrıca, bebeğin içerde kendisine bağlı yaşadığını hissetmeli, arkasına yaslanarak bunun keyfini çıkartmalıdır.</p><p><b>İnsanlar bilmedikleri konularda daha çok telaşlanır, acemilik çeker ve sorun yaşarlar.</b><br
/>Bu nedenle hamilelikte ilk adım yeterli bilgi edinme olmalıdır. Bilgiyi doğru kaynaktan almak kadar bilginin veriliş tarzı da önemlidir. Kontrolü kaybetmemek ve daha az sorun yaşamak için, mutlaka annenin rahat edeceği bir doktorla bu dönemi geçirmesi en iyi seçimdir. Çünkü anne adayı dokuz ay boyunca, fiziksel değişimin getirdiği rahatsızlıkların yanında, endişe, korku, telaş, kaygı ve huzursuzluğu da yaşamaktadır.</p><p>Doktor dışında, daha çok bilgi alabileceği kitaplardan, internetten ve hamilelik kurslarından da faydalanabilir. Böylece daha fazla bilginin verdiği güç ve bilinçlilikle daha az telaş ve acemilik yaşanacaktır. Anne adayı, hamilelikte yaşadığı psikolojik problemler haricinde, doğum konusundaki olumsuz düşüncelerini de bu şekilde aydınlığa kavuşturabilir.</p><p>Fiziksel olarak yaşanılan her türlü rahatsızlıklar ve problemler anneyi hamilelikten soğutmamalı, doğacak bebeğin mutluluğu ve bu problemlerin kısa süre sonra biteceği düşünülmelidir. Bebeğe iyi bir anne olup olamama kaygısı, iyi bir gelecek verememe korkusu, sağlıklı bir doğum gerçekleştirememe endişesi annenin aklını sürekli meşgul edecektir. Oysa bu düşünceleri uykularını kaçıracak kadar büyütmek yersizdir. Çünkü, doğum sonrasında bebeğini kucağına alan annenin düşünceleri tamamen değişecek, ona dokunmanın verdiği heyecanla bu endişeler silinecektir.</p><p><b>Anne adayının eşi ve ailesi ile olan ilişkisi de bu dönemde çok büyük rol oynamaktadır.</b><br
/>Dolayısıyla yeni anne korkularını, kaygılarını, sorunlarını özellikle eşi ile paylaşmalıdır. Anne ve baba, ebeveyn olma sorumluluklarını birlikte üzerlerine almalıdırlar. Eşinin bu desteği ile anne duygusal olarak beslenir ve kendine güven duyar hale gelir. Annenin sağlıklı psikolojik durumu, bebeği de olumlu yönde etkileyecektir. Eş desteğinin yanında aile ve arkadaş desteği de önemlidir. Bazı problemleri eş yerine, bir anne ya da hamilelik konusunda deneyimli bir arkadaş yardımı ile çözmek daha kolay olabilmektedir.</p><p>Sağlıklı çocuk yetiştirmek hamilelik döneminde başlayan bir süreçtir. Anne adayı kendi duygularını doğru tanıdıkça, bebeğine daha sağlıklı bir anne modeli oluşturacaktır. Eğer duygularını tanımaktan kaçınır, onları görmezden gelirse, destek almaz ise gerginlik ve stres dolu bir dönem yaşanması ve bunun bebeği de etkilemesi kaçınılmaz olacaktır.</p><p>Anne tüm bu duyguları yaşarken biraz daha sakinleşmek için, basit bir spor ya da bir hobi ile uğraşabilir. Bunlar; yüzme, yürüyüş, resim yapma, boncuklarla uğraşma, dikiş dikme, yeni yemek tarifleri deneme gibi uğraşlar olabilir. Eğer çalışıyorsa ve sağlıklı bir hamilelik geçiriyorsa iş yerine doktor kontrolünde devam edebilir. Bu şekilde kendini meşgul ederek, hamilelik endişeleri ile daha az yüz yüze gelecek ve daha az kaygı duyacaktır. Önemli olan dokuz ay süresince, stresten uzak, sakin ve huzurlu günler yaşamaktır.</p><p>Hamile olmasalar bile kadınların bakımlı olma çabaları onları rahatlatmakta ve psikolojilerini olumlu yönde etkilemektedir.</p><p>Dolayısıyla, anne adayları kendilerini daha iyi hissetmeleri açısından; el-ayak bakımı, saç şekillerinde değişiklik, bir kaç giysi ve aksesuvar alışverişi, farklı renkte makyaj malzemeleri ile kendilerini olumlu yönde motive edebilirler. Bu konuda dikkat edilmesi gereken konu, yapılan bakım uygulamalarının hijyen ve sağlıklı ürünler çerçevesinde olmasıdır. Bunların haricinde; düzenli uyuma, dengeli beslenme, arada ılık duş alma ve masaj yaptırma gibi şeyler de hamilelik dönemini rahat geçirmek için gözardı edilmemelidir.</p><p>Özetle, bilinmesi gereken tek şey; hamile bir kadının çok hassas olduğudur. Üzerinde durulmaması gereken çok basit bir konuyu büyütebilir, küçük bir olayda saatlerce gözyaşı dökebilir, olmadık şeylere sinirlenebilirler. Hamile anne bunun her ne kadar farkında olsa da, kendini tutamadığı da ayrı bir gerçektir. Unutulmamalıdır ki; hamilelik, doğum ve arkasından gelen annelik, her kadının yaşamak isteyeceği ve bilinçli bir şekilde yaklaşılırsa, büyük mutlulukları beraberinde getiren, kadınlara verilmiş en güzel armağandır.</p><p><br
class="Apple-interchange-newline" /><div
class="blogger-post-footer"><img
width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/467340874388332485-1392612095690159512?l=bebektv.blogspot.com' alt="467340874388332485 1392612095690159512?l=bebektv.blogspot Hamile kadın çok hassas olur"  title="Hamile kadın çok hassas olur" /></div> ]]></content:encoded> <wfw:commentRss>http://www.hamilesin.com/hamile-kadin-cok-hassas-olur.html/feed</wfw:commentRss> <slash:comments>0</slash:comments> </item> <item><title>Hamilelikte sağlıklı bir uyku için</title><link>http://www.hamilesin.com/hamilelikte-saglikli-bir-uyku-icin.html</link> <comments>http://www.hamilesin.com/hamilelikte-saglikli-bir-uyku-icin.html#comments</comments> <pubDate>Wed, 09 May 2012 14:41:00 +0000</pubDate> <dc:creator>admin</dc:creator> <category><![CDATA[Uyku]]></category> <category><![CDATA[hamilelikte sağlıklı bebek]]></category> <category><![CDATA[hamilelikte sağlıklı beslenme]]></category> <category><![CDATA[hamilelikte sağlıklı beslenme listesi]]></category> <category><![CDATA[hamilelikte sağlıklı kilo alımı]]></category> <category><![CDATA[hamilelikte sağlıklı ve güzel kalmak]]></category> <guid
isPermaLink="false">http://www.hamilesin.com/hamilelikte-saglikli-bir-uyku-icin.html</guid> <description><![CDATA[hamilelikte uyku Hamilesiniz ve çok uyuyorsunuz ya da tam aksine uykusuz geceler sizi esir alıyor. Hamilelik döneminde doğru beslenme, egzersiz ve stresten uzak olmak kadar düzenli bir uyku alışkanlığına sahip olmak da çok önemli. İşte size uyku düzenini hem bebeğiniz hem de sizin için en verimli hale getirmek için yapabileceğiniz birkaç öneri. İşe yatak seçimiyle [...]]]></description> <content:encoded><![CDATA[<p><img
src="http://hamilesin.com/xmlrpc/images/hamilelikte-saglikli-bir-uyku-icin.jpg" width="100" height="100" alt="hamilelikte saglikli bir uyku icin Hamilelikte sağlıklı bir uyku için"  title="Hamilelikte sağlıklı bir uyku için" /></p><p
class="wp-caption-text">hamilelikte uyku</p><p>Hamilesiniz ve çok uyuyorsunuz ya da tam aksine uykusuz geceler sizi esir alıyor. Hamilelik döneminde doğru beslenme, egzersiz ve stresten uzak olmak kadar düzenli bir uyku alışkanlığına sahip olmak da çok önemli. İşte size uyku düzenini hem bebeğiniz hem de sizin için en verimli hale getirmek için yapabileceğiniz birkaç öneri.</p><p>İşe yatak seçimiyle başlayalım. Yumuşak bir yatak her zaman rahatlığı çağrıştırsa da iyice ağırlaşan karın bölgenizin içine çökmeyeceği, belinizin rahat edeceği bir yatak tercih etmelisiniz. Aksi taktirde bel ağrılarıyla uğraşmak zorunda kalabilirsiniz.<br
/> <span
id="more-1000"></span></p><p>Yatağa kaçta giriyorsunuz? Hamile kalmadan önce belkide hiç sıkıntı çekmeden geç saatlere kadar uyumuyordunuz. Ancak şimdi erken uyumak ve erken kalkmak hem bebeğinize hem de size çok iyi gelecek.</p><p>Dolu bir karınla yatağa girmeyin. Evet, belki bir bardak ılık süt size iyi gelebilir ama, &#8216;aşermek&#8217; başlığı altında sırf o an canınız istedi diye bir porsiyon baklavayı yemeseniz çok daha iyi olacak. Ayrıca tabii gazlı ve kafeinli içeceklerden de uzak durmalısınız. Ihlamur, papatya gibi bitki çayları ise hem sizi rahatlatır, hem de midenize dokunmaz.</p><p>Meditasyon yapmaya ne dersiniz? Belki yorucu bir iş gününü geride bıraktınız, belki de eşinizle tartıştınız. Ya da bebeğinizin geleceği ile ilgili kafanızda endişeli düşünceler dolaşıyor. Bütün bunlarla birlikte yatağa girerseniz, karmakarışık rüyalarla dolu, asla dinlenemeyeceğiniz bir gece sizi bekliyor demektir. Evinizin en huzur bulduğunuz köşesine çekilip bebeğiniz ve kendinizle baş başa kalarak belkide yumuşak bir müzik eşliğinde biraz dinlenebilir, iyi şeyler düşünmeye yoğunlaşabilirsiniz. Böylece sorunları yatağa taşımayacak ve rahat bir uyku uyuyabileceksiniz.</p> ]]></content:encoded> <wfw:commentRss>http://www.hamilesin.com/hamilelikte-saglikli-bir-uyku-icin.html/feed</wfw:commentRss> <slash:comments>0</slash:comments> </item> <item><title>Her Şeyi Denediniz Ya Şimdi?</title><link>http://www.hamilesin.com/her-seyi-denediniz-ya-simdi.html</link> <comments>http://www.hamilesin.com/her-seyi-denediniz-ya-simdi.html#comments</comments> <pubDate>Wed, 09 May 2012 14:40:20 +0000</pubDate> <dc:creator>admin</dc:creator> <category><![CDATA[Uyku]]></category> <guid
isPermaLink="false">http://www.hamilesin.com/her-seyi-denediniz-ya-simdi.html</guid> <description><![CDATA[Herşeyi denediniz mi? Çoğu ebeveyn bebeklerini gece boyunca uyutacak sihirli bir formülün olduğunu sanırlar ve formülü bir bulabilseler bebeklerinin kolayca uykuya dalacağını ve gece boyunca mışıl mışıl uyuyacağını düşünürler. Ancak malesef durum öyle değildir. Bebeğinize gece uyumayı öğretmenin temel kuralı tutarlı ve sabırlı olmaktır. Plana sadık kalın Bebeğinizin uyku problemlerini çözmek için bir plan yaptıysanız, [...]]]></description> <content:encoded><![CDATA[<p><img
src="http://hamilesin.com/xmlrpc/images/her-seyi-denediniz-ya-simdi.jpg" width="100" height="100" alt="her seyi denediniz ya simdi Her Şeyi Denediniz Ya Şimdi?"  title="Her Şeyi Denediniz Ya Şimdi?" /></p><p><strong></p><p
class="wp-caption-text">Herşeyi denediniz mi?</p><p></strong></p><p><strong>Çoğu ebeveyn bebeklerini gece boyunca uyutacak sihirli bir formülün olduğunu sanırlar ve formülü bir bulabilseler bebeklerinin kolayca uykuya dalacağını ve gece boyunca mışıl mışıl uyuyacağını düşünürler. Ancak malesef durum öyle değildir. Bebeğinize gece uyumayı öğretmenin temel kuralı tutarlı ve sabırlı olmaktır.</strong></p><p><strong>Plana sadık kalın</strong></p><p>Bebeğinizin uyku problemlerini çözmek için bir plan yaptıysanız, bu planı uygulamalısınız. Örneğin bebeğinizi sallamadan uyutmaya karar verdiyseniz, beş dakika sonra bu karardan caymamalısınız (ya da 45 dakika sonra). Eğer taktiklerinizi kısa sürede değiştirirseniz, bebeğinize, ısrar ettiği zaman size her şeyi yaptırabileceğini öğretmiş olursunuz.</p><p><span
id="more-662"></span></p><p><strong>• Uyku planın işlemesi için bir şans verin</strong></p><p>Çoğu ebeveyn bir şeyi çok kısa süre denemek gibi bir hataya düşer. Plan A yı birkaç gün uygulayıp işe yaramadığını görünce hemen plan B ye geçerler. Bir, iki, üç, dört ya da beşinci farklı yaklaşımı denedikten sonra yolun sonuna gelirler ve bu arada bebeklerinin kafası tamamen karışmış olur. Bebeğinizin uyku problemini yoluna nasıl koyacağınızı kararlaştırdıktan sonra en az iki hafta vazgeçmemelisiniz.</p><p><strong>• Sağlıklı uyku alışkanlıkları oluşturun </strong><br
/> Sağlıklı uyku alışkanlıkları oluşturmanız için tutarlı ve rahatlatıcı bir uyku rutini oluşturmalı ve yanına uygun bir gündüz uykusu programını eklemelisiniz. Bebekler için akşam 7-8:30 arası uyku için iyi bir zamandır ve bebeğiniz gündüzleri saat 4’ten sonra uyumamalıdır, aksi takdirde gece uyumayacağından emin olabilirsiniz. Bebeğinizin uyuduğu yerin sessiz, rahat ve uykuyu davet edici bir yer olmasını sağlayın.</p><p><strong>Kaynak:</strong>ivillage</p> ]]></content:encoded> <wfw:commentRss>http://www.hamilesin.com/her-seyi-denediniz-ya-simdi.html/feed</wfw:commentRss> <slash:comments>0</slash:comments> </item> <item><title>Spermlerin DNA’ları Kırık Olabilir</title><link>http://www.hamilesin.com/spermlerin-dnalari-kirik-olabilir.html</link> <comments>http://www.hamilesin.com/spermlerin-dnalari-kirik-olabilir.html#comments</comments> <pubDate>Wed, 09 May 2012 14:38:46 +0000</pubDate> <dc:creator>admin</dc:creator> <category><![CDATA[Kısırlık]]></category> <category><![CDATA[spermlerin canlı kalma süresi]]></category> <category><![CDATA[spermlerin cilde faydaları]]></category> <category><![CDATA[spermlerin vajinadan geri gelmesi]]></category> <category><![CDATA[spermlerin yumurtaya girişi]]></category> <category><![CDATA[spermlerin yumurtayla buluşması]]></category> <guid
isPermaLink="false">http://www.hamilesin.com/spermlerin-dnalari-kirik-olabilir.html</guid> <description><![CDATA[Son yıllarda özellikle erkek kaynaklı kısırlığın çözümünde oldukça fazla sayıda çalışma yapılıyor ve spermlerle ilgili özellikler daha net ortaya konmaya devam ediliyor. Kısırlığın nedenlerinden biri spermlerin DNA&#8217;larının kırık olması olabilir. Haberin devamı&#8230;]]></description> <content:encoded><![CDATA[<p><img
src="http://hamilesin.com/xmlrpc/images/spermlerin-dna-lari-kirik-olabilir.jpg" width="100" height="100" alt="spermlerin dna lari kirik olabilir Spermlerin DNA’ları Kırık Olabilir"  title="Spermlerin DNA’ları Kırık Olabilir" /></p><p> Son yıllarda özellikle erkek kaynaklı kısırlığın çözümünde oldukça fazla sayıda çalışma yapılıyor ve spermlerle ilgili özellikler daha net ortaya konmaya devam ediliyor. Kısırlığın nedenlerinden biri spermlerin DNA&#8217;larının kırık olması olabilir. Haberin devamı&#8230;</p> ]]></content:encoded> <wfw:commentRss>http://www.hamilesin.com/spermlerin-dnalari-kirik-olabilir.html/feed</wfw:commentRss> <slash:comments>0</slash:comments> </item> <item><title>Kısırlığa karşı yoga</title><link>http://www.hamilesin.com/kisirliga-karsi-yoga.html</link> <comments>http://www.hamilesin.com/kisirliga-karsi-yoga.html#comments</comments> <pubDate>Wed, 09 May 2012 14:38:32 +0000</pubDate> <dc:creator>admin</dc:creator> <category><![CDATA[Kısırlık]]></category> <category><![CDATA[kısırlığa karşı şifalı bitkiler]]></category> <guid
isPermaLink="false">http://www.hamilesin.com/kisirliga-karsi-yoga.html</guid> <description><![CDATA[Yoga Kısırlık tedavisinde en önemli etkenlerden olan strese karşı en iyi ilaç yoga Kısırlık tedavisinde önemli etkenlerden olan stresle baş etme metotlarının önemine işaret eden uzmanlar, psikolog desteği, yoga ya da meditasyon önerdi. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Hakan Yaralı, stresin kısırlığa neden olduğuna dair [...]]]></description> <content:encoded><![CDATA[<p><img
src="http://hamilesin.com/xmlrpc/images/kisirliga-karsi-yoga.jpg" width="100" height="100" alt="kisirliga karsi yoga Kısırlığa karşı yoga"  title="Kısırlığa karşı yoga" /></p><p><strong></p><p
class="wp-caption-text">Yoga</p><p></strong></p><p><strong>Kısırlık tedavisinde en önemli etkenlerden olan strese karşı en iyi ilaç yoga </strong></p><p>Kısırlık tedavisinde önemli etkenlerden olan stresle baş etme metotlarının önemine işaret eden uzmanlar, psikolog desteği, yoga ya da meditasyon önerdi. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Hakan Yaralı, stresin kısırlığa neden olduğuna dair çok az bulgu bulunmakla birlikte, bazı durumlarda yüksek seviyelerdeki stresin, kadınlarda hormon seviyelerinin değişmesine ve yumurta oluşumunda bozulmaya yol açabildiğini söyledi.</p><p>Yaralı, aşırı stresin ayrıca, kadınlarda fallop tüpü spazmlarına, erkeklerde ise sperm sayısının azalmasına sebep olabildiğini bildirdi. Stresin nasıl tanımlandığının da önemli olduğunu belirten Yaralı, &#8220;Kronik stresin, depresyona neden olabileceği göz önüne alındığında, depresyonun yumurta kalitesini olumsuz etkilemesi ve depresyondaki kadınların iki kat düşük tehlikesi taşıması, stresin, dolaylı olarak kısırlık tedavisini de olumsuz etkilediğini gösteriyor&#8221; şeklinde konuştu.<br
/> <span
id="more-361"></span></p><p>Araştırmalara göre, kısırlık tedavisi gören hastaların stres düzeylerinin, hayati derecede önem taşıyan hastalıklarla mücadele edenlerden farklı olmadığını, hatta sıklıkla bir parça daha fazla olduğunu ifade eden Yaralı, şunları kaydetti: &#8220;Kısırlık, bu sorunu yaşayan çiftlerin hayatında bir çok alana etki eder. Kısırlık teşhisi alan çiftler, vücutları ya da hayata dair planları üzerinde kontrol duygularını yitirdiklerini hissederler. Hayatın en önemli gayelerinden biri olan ’ebeveyn olmak’ gerçekleşemediği için, çiftler ciddi bir kriz yaşayabilir. Hayatları boyunca emek sarf edip başarı elde ettikleri bir çok konu olan bu çiftler için tedavi süreci, zorlu bir süreçtir. Kısırlık tetkikleri, işlemler ve tedavi sürecindeki iğne ve ilaç kullanımı; fiziksel, duygusal ve maddi açıdan büyük bir stres kaynağıdır. Çalışan kadınlar, doktor randevularına gidip gelirken izin konusunda sıkça problem yaşayabilmekte, bu da üstlerinde daha fazla bir baskıya neden olabilmekte.&#8221;</p><p>Tedavi gören kısır çiftlerin, önce gebelik elde edebilmek için, tedavinin başarısızlıkla sonuçlanması durumunda da hayal kırıklığı nedeniyle her ay kronik bir stres süreci yaşadıklarını belirten Yaralı, tedavi sürecinde stresin azaltılmasına yönelik şu önerilerde bulundu:</p><p>&#8220;-Eşler aralarında açık ve etkili iletişim kurmaya özen göstermeli.</p><p>-Bir psikoloğa danışılarak yoga, meditasyon gibi stres azaltma tekniklerinden yararlanılabilir.</p><p>-Farklı sanatsal ve yaratıcı kurslara katılınabilir.</p><p>-Kafein ve vücutta uyarıcı etki yapan diğer maddeler alınmamalı.</p><p>-Fiziksel ve duygusal gerilimi azaltmak için, abartılı olmamak kaydıyla ve uzmana danışılarak spor, özellikle yavaş tempolu yürüyüşler yapılabilir.</p><p>-Eşlerin üzerinde görüş birliğine vardığı bir tedavi planı bulunmalı.</p><p>-Eşler, kısırlığın nedeni ve uygun tedavi seçenekleri hakkında tam bir bilgi edinmeli.</p><p>-Çiftler kendilerini yalnız hissetmemek için duygusal destek almalı.</p><p>-Bireysel ve çift terapisi, destekleyici paylaşım grupları, kısırlık konulu kitaplar, duyguları daha iyi tanımaya yardımcı olur ve tedavinin getirdiği sıkıntılarla daha etkili biçimde başa çıkılmasını sağlar.&#8221;</p><p><strong>PSİKOLOĞA NE ZAMAN BAŞVURMALI?</strong></p><p>Prof. Dr. Yaralı, süreklilik gösteren üzüntü, suçluluk, ya da değersizlik hissi, sosyal olarak içe kapanma, gündelik aktivitelere ve başkalarıyla ilişki kurmaya karşı ilgisizlik, bitmeyen iç sıkıntısı, kendini bir yere ait hissedememe, artış gösteren duygusal dalgalanmalar, kısırlık ile ilgili konularla fazlaca meşgul olmak, eşle olan ilişkinin bozulması, konsantrasyon güçlüğü ve unutkanlık, alkol ya da sigara tüketiminde artış, iştah ve kiloda değişim, uyku düzeninin bozulması halinde bir uzmandan yardım alınmasında yarar bulunduğunu söyledi.</p><p>Kısırlık sürecinde stres belirtilerinin ortaya çıkmasının normal olduğunu, bunun birçok kişinin karşılaştığı bir sorun olduğunu vurgulayan Yaralı, &#8220;Önemli olan, stresi yok saymayıp uygun başa çıkma stratejileri geliştirmek ve bu konudaki becerileri bir uzman yardımıyla kazanabilmektir&#8221; dedi.</p><p>Yaralı, böylelikle, hem bu dönemin daha rahat geçirilmiş olacağını ve tedaviye katkı sağlanacağını, hem de kısırlık süreci sona erdiğinde hayat boyu kullanılabilecek yeni ve yararlı beceriler elde edilebileceğini belirtti.</p><p><strong>&#8220;HASTALAR ÖNCELİKLE HEKİMLERİNE GÜVENMELİ&#8221;</strong></p><p>Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Üreme Endokrinolojisi ve İnfertilite Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Turan Çetin de, kısırlık tedavisinde çiftlerin hekimlerine güven duymalarının büyük önem taşıdığını söyledi.</p><p>Uzun yıllar çocuk sahibi olamayan çiftlerin bunu büyük sorunu haline getirmeleri halinde duygusal çöküşler yaşayabildiklerini, bunun tedavi sürecini de olumsuz etkilediğini anlatan Çetin, şunları kaydetti:</p><p>&#8220;Uzun yıllar kısırlık tedavisi görüp çocuk sahibi olamamış, ancak bu durumu kabullenip olayı kendi haline bıraktıktan sonra hamile kalan hastalarla karşılaşabiliyoruz. Sanıyorum bu duruma, hastanın bebek sahibi olmayı takıntı haline getirmesi ve sadece buna odaklanması yol açıyor. Bu nedenle üreme merkezlerinde çiftlere destek verecek bir psikolog görevlendirilmesinde büyük fayda var.&#8221;</p><p><strong>Kaynak:</strong> Radikal.com.tr</p> ]]></content:encoded> <wfw:commentRss>http://www.hamilesin.com/kisirliga-karsi-yoga.html/feed</wfw:commentRss> <slash:comments>0</slash:comments> </item> <item><title>Doğumdan Sonra İş Hayatına Geri Dönüş</title><link>http://www.hamilesin.com/dogumdan-sonra-is-hayatina-geri-donus.html</link> <comments>http://www.hamilesin.com/dogumdan-sonra-is-hayatina-geri-donus.html#comments</comments> <pubDate>Wed, 09 May 2012 14:37:20 +0000</pubDate> <dc:creator>admin</dc:creator> <category><![CDATA[Hamilelik Sonrası]]></category> <category><![CDATA[doğumdan sonra işe başlama]]></category> <category><![CDATA[doğumdan sonra işi bırakma]]></category> <category><![CDATA[doğumdan sonra işsizlik maaşı]]></category> <category><![CDATA[doğumdan sonra işten ayrılma]]></category> <category><![CDATA[doğumdan sonra işten çıkarılma]]></category> <guid
isPermaLink="false">http://www.hamilesin.com/dogumdan-sonra-is-hayatina-geri-donus.html</guid> <description><![CDATA[Doğum Sonrası Çocuk yapmaya karar vermek zor bir karardır. En az onun kadar zor olan bir diğer kararda doğumdan sonra iş hayatına geri dönüp dönmemektir. Pek çok anne için bu bir seçim değil, ekonomik bir zorunluluktur. Seçme şansı olanlar içinse doğru zamanı belirlemek, part-time&#8217;mı yoksa full-time&#8217;mı gibi seçenekler olayı daha da karmaşık bir hale getirir. [...]]]></description> <content:encoded><![CDATA[<p><img
src="http://hamilesin.com/xmlrpc/images/dogumdan-sonra-is-hayatina-geri-donus.jpg" width="100" height="100" alt="dogumdan sonra is hayatina geri donus Doğumdan Sonra İş Hayatına Geri Dönüş"  title="Doğumdan Sonra İş Hayatına Geri Dönüş" /></p><p
class="wp-caption-text">Doğum Sonrası</p><p>Çocuk yapmaya karar vermek zor bir karardır. En az onun kadar zor olan bir diğer kararda doğumdan sonra iş hayatına geri dönüp dönmemektir. Pek çok anne için bu bir seçim değil, ekonomik bir zorunluluktur. Seçme şansı olanlar içinse doğru zamanı belirlemek, part-time&#8217;mı yoksa full-time&#8217;mı gibi seçenekler olayı daha da karmaşık bir hale getirir.</p><p>Geleceği mümkün olduğunca önceden planlamaya çalışın. Doğumdan kısa süre sonra işe dönmeniz gerekecekse hamilelik döneminde iş ve ev düzeninizi planlamaya başlayın. Aynı anda hem anne/baba hem de bir çalışan olmak çok yorucu ve zaman alıcıdır. Ve zaman sanki hiçbirine yetmiyormuş gibi gelir. Dr. Sirgay Sanger ve John Kelly&#8217;nin kitabı &#8220;The Woman Who Works, the Parent Who Cares&#8221; (Çalışan kadın, Çocuk bakan anne baba) önemli olanın çalışan bir anne olma fikrinin kadını mutlu edip etmediği olduğunu anlatıyor. Bu kitaptaki çalışmalar gösteriyor ki, bazı kadınların mutsuzluklarının altında yatan esas sebep henüz zamanlarını doğru kullanmayı öğrenememiş ve kendilerine destek olacak düzenlemeleri yapmamış olmalarıdır.<br
/> <span
id="more-443"></span></p><p>Aşağıdaki noktalara dikkat etmek işe dönüş dönemini daha rahat ve daha stressiz atlatmanıza yardımcı olabilir.</p><p><strong>Destek Almak</strong></p><p>İşe geri döndüğünüzde size destek olacak sistemleri henüz hamileliğiniz sırasında planlamaya başlayın.</p><p>Eşinizin işe geri dönme kararınızı desteklediğinden emin olun. Her ikinizinde iş temposunu değerlendirin ve nasıl başa çıkacağınızı planlayın.</p><p>Eğer çocuğunuzu eşiniz olmadan büyütecekseniz dışarıdan bir yetişkinin yardımına ihtiyacınız olacak. Bu hem siz hem de çocuğunuz ve onun sağlıklı gelişimi için gerekli. Etrafında birden fazla yetişkin olması çocuğunuza aile kavramını anlamasında yardımcı olacaktır. Sizin için de iş hayatınızı kolaylaştıracak bir destek sağlayacaktır.</p><p>Patronunuza ondan destek ve anlayış beklediğinizi açıkça söyleyin. Üslerinizin işinizi sevdiğinizi ve ona önem verdiğinizi ama artık hayatta birinci önceliğinizin çocuğunuz olduğunu anlamasını sağlayın. Şirketinizde esnek çalışma saatleri uygulaması olup olmadığını öğrenin, hastalık izni, doğum izni ve diğer haklarınızı araştırın.</p><p>Emzirme ve anne sütü bebeğinizin sağlıklı gelişimi için en önemli kaynak. İşle birlikte nasıl organize edilebileceği konusunda çözümler geliştirin. Eğer mümkünse öğle tatillerinde eve gidip bebeğinizi emzirebilirsiniz. Bu imkanınız, yoksa işyerinde anne sütünü pompalayıp saklayabilceğiniz bir yer olup olmadığını araştırın. Emzirmek sizin için bir külfet gibi görünse de bebeğinizle sizin aranızda çok özel bir bağdır ve anne sütü onun için en önemli gıdadır.</p><p>Özellikle hastalık gibi acil durumlarda size yardımcı olabilecek akraba, anne baba gibi yakınlarınızın ve arkadaşlarınızın bir listesini çıkartın.</p><p><strong>Zaman Yönetimi</strong></p><p>Ne kadar organize olursanız olun kariyer peşinde koşan bir karı koca veya tek başına çocuk yetiştirmek zorunda olan bir anne veya babanın hayatı normal ailelere göre daha zordur. Gün içinde iş ile evin ihtiyaçlarının yarattığı stres bir yana hem işe hem eve hem de çocuğa yetişmeye çalışmaktan çiftler birbirlerine veya kendilerine ayıracak zaman bulamazlar. İş yükü eşit paylaşılamazsa taraflardan biri çok fazla stres altında kalır ve mutsuz ve sinirli olur. Özellikle tek başına çocuk yetiştirenler için bu iş daha da zordur. Sosyal hayat her iki grup içinde çok azalır.</p><p>Zamanı doğru yönetebilmek ve daha az stres yaşamak için şu önerilerimizi dikkate alın:</p><p>Ne yiyeceğini önceden planlayın ve yemek işini mümkün olduğunca kolaylaştırın. Örneğin bir öğünlük çok sayıda tabak hazırlayıp bunları derin dondurucuya atmak pratik bir çözüm olabilir.</p><p>Sabahları zamandan tasarruf etmek için sizin ve bebeğinizin kıyafetlerini akşamdan hazırlayın.</p><p>Haftalık faaliyetleri hafta başından planlamaya çalışın. Özellikle bebeğinizin bir yerden bir yere gitmesi gerekiyorsa (kreş, doktor vb) kimin götürüp getireceğini, hangi saatler arasında bakıcıya ihtiyaç olduğunu önceden hesaplayın.</p><p>Ev işlerini öncelik sırasına koyun. Bebeksiz olduğunuz dönemdeki kadar sık ev işi yapmanız mümkün olmayabilir. Eşinizi de ev işlerine dahil edin. Çocuğunuz büyüdükçe ondan da ufak tefek yardımlar isteyin. Çalışan bir ailede her birey ev işlerine yardımcı olursa birlikte geçirecek daha çok zaman kalır.</p><p>Yardım etmek isteyenleri reddetmeyin. Akrabalarınızdan ve arkadaşlarınızdan belli konularda yardım alabilirsiniz. Mesela, alışveriş.</p><p>Yıllık veya hastalık izninizin bir kısmını harcamayın. Bebeğiniz hasta olduğunda onun başında kalmak için ihtiyacınız olacaktır.</p><p>Günün belli bir kısmını başka hiçbirşey düşünmeksizin çocuğunuza ayırın. Aklınızda iş, yemek ya da temizlik stresi olmadan bebeğinizle zaman geçirmeniz önemlidir. Ve bunu zaten yaptığınız banyo ve beslenme saatlerinden ayrı olarak planlayın. Küçük bir bebek dahi annesinin kafasının meşgul olduğunu ve kendisiyle ilgilenmediğini anlayabilir.</p><p>En önemlisi mutlaka sakin ve mümkün olduğunca neşeli olmaya çalışın. Esprili yaklaşmazsanız bu zor dönemi asla atlatamazsınız.</p><p><strong>Bakıcı Seçimi </strong></p><p>Çalışan anneler için işe geri dönmek zor bir karardır. Her anne sanki bebeğinin en güzel ve en önemli anlarında yanında olmayacakmış hissine kapılır. Ayrı kalmak zor gelir, çelişkili hisler yaşanır. Anne babalar bakıcılarını kıskanabilir veya çekememezlikler yaşanabilir. Bunların hepsi doğal tepkilerdir. Ancak bunlara hazırlıklı olmalısınız ve kendi arzularınızla çocuğunuzun iyiliği arasındaki hassas dengeye dikkat etmelisiniz.</p><p>Çalışan anne babalar için en önemli sorun güvenilir, kaliteli ancak maddi külfeti çok olmayan bir bakıcı bulabilmektir. Aşağıdaki liste bu arayışınız sırasında size fikir vermesi için hazırlandı:</p><p>Bakıcı seçerken acele etmeyin, uzun uzun düşünün.<br
/> Onu yerinde ziyaret edin.<br
/> Sorular sorun, referans isteyin.<br
/> Göreve başladıktan sonra ondan günlük rapor isteyin. Bebeğinizin durumu, o gün neler yaptığı, sağlığı gibi konularda sizi hergün bilgilendirmesini isteyin.</p><p>Hemen hemen herkes doğumdan sonraki birkaç yılın insanın şekillenmesi açısından en önemli dönem olduğu tezine katılır. Ancak bu demek değildir ki insanı sadece anne babası doğru şekillendirebilir. Seven ve ilgili bir bakıcı da çocuğunuz için çok iyi bir örnek olabilir. İdeal bir bakıcı sadece bebeğinizin değil sizin de hayatınızı kolaylaştıracaktır.</p><p><strong>İşe Dönüş Zamanını Seçmek</strong></p><p>Eğer dönüş zamanını belirleme şanzınız varsa ideal olanı çocuğunuz 1 ya da 2 yaşına geldiğinde işe başlamanızdır. 2 yaşını geçen bir çocuğun kreşe gitmesi, arkadaş grubuna dahil olması daha kolay olacaktır. Eğer çocuğunuz bir yaşına girmeden işe başlamanız gerekiyorsa en ideali ebeveynlerin part-time çalışması ve kalan zamanlarında çocukla ilgilenmesidir. Bu da yapılamıyorsa evde bir bakıcı olması gerekir.</p><p>Eğer doğumdan sonraki bir yıl evde olmanız mümkün değilse en az 3-4 ay çocuğunuzun başında kalmaya çalışın. 3 ay çocuk-ebeveyn bağının oluşması için gereken süredir. Bu bağ anne baba ile çocuk arasında kurulan özel bir bağdır ve bu sayede çocuk ilk üç ayın sonunda kendisinin sevildiğini ve güvende olduğunu anlamış olur. Artık yeni maceralara atılmaya veya yeni bir bakıcıyı kabullenmeye hazır sayılır. 4 ayın sonunda bebekler artık geceleri daha çok uyumaya başlarlar, doğum sonrası yorgunluğu ve kafa karışıklığı da azalmış olur.</p><p>Ayrıca bebek 3-4 aylık olduğunda annelerin özgüveni de artmış olur. Bebeklerinin yüzündeki gülümsemenin onların annelikteki mahareti için olduğunu bilirler.</p><p>İşe dönmeden önce ailenizi ve kendinizi bu fikre hazırlamaya çalışın. Eğer yapabiliyorsanız işe önce part-time olarak başlayın. İşe başlayacağınız dönemin stressiz bir zaman olmasına dikkat edin. Mümkünse işe başlamanız önemli ve travmatik olabilecek başka bir olay ile (taşınma, okul değiştirme, önemli bir hastalık veya ölüm) aynı zamanda denk gelmesin.</p><p><strong>Kendinize Zaman Ayırın</strong></p><p>Yapılacak bu kadar çok şeyin içinde bile kendinize ve eşinize zaman ayırın. Günde 10 dakikalık kısa bir ılık duş dahi olsa kendi başınıza kalacağınız bir zaman yaratmanız hem evde hem de işte performansınızı arttıracaktır. İşteyken tempoyu biraz daha düşük tutmaya ve molalar vermeye çalışın ki akşama enerjiniz kalsın. İş kaynaklı stresinizi eve gelmeden önce atmaya çalışın.</p><p>Çocuğunuzla ilgilenirken hayatınızdaki diğer önemli insanları unutmayın. Eşinize mümkün olduğunca zaman ayırın. Çocuklarını tek başına büyütenler de kendilerine ve ilişkilerine zaman ayırmalılar. Sağlıklı ve mutlu bir duygusal hayat için bu gereklidir.</p><p>Son olarak, kendiniz ve çocuğunuz hakkındaki beklentilerinizde gerçekçi olun. Unutmayın siz de bir insansınız ve bir günde sadece 24 saat var. Kendinizi size kıyasla daha çok şey yapan annelerle karşılaştırmayın. Her çocuk özeldir ve farklıdır. Çocuğunuzu yeğeniniz ya da arkadaşınız çocuğu vb. ile kıyaslamayın. Siz sadece elinizden gelenin en iyisini yapın! Kendinizi yorgun hissettiğinizde bebeğinize sarılıp öpün, bu sizi canlandıracaktır.</p><p><strong>Kaynak: </strong>Prima.com.tr</p> ]]></content:encoded> <wfw:commentRss>http://www.hamilesin.com/dogumdan-sonra-is-hayatina-geri-donus.html/feed</wfw:commentRss> <slash:comments>0</slash:comments> </item> <item><title>Emzirirken Yeniden Hamile Kalmayın</title><link>http://www.hamilesin.com/emzirirken-yeniden-hamile-kalmayin.html</link> <comments>http://www.hamilesin.com/emzirirken-yeniden-hamile-kalmayin.html#comments</comments> <pubDate>Wed, 09 May 2012 14:34:32 +0000</pubDate> <dc:creator>admin</dc:creator> <category><![CDATA[Hamilelik Sonrası]]></category> <category><![CDATA[emzirirken yeniden hamile kalmak]]></category> <guid
isPermaLink="false">http://www.hamilesin.com/emzirirken-yeniden-hamile-kalmayin.html</guid> <description><![CDATA[Emzirme “Süt korur” inancıyla bazı lohusaların hiç beklemediği bir anda yeniden hamile kaldığına dikkat çeken Prof. Dr. Sezai Şahmay, “Doğum sonrası kadın, eğer bebeğini hiç emzirmezse doğumdan 4-6 hafta sonra adetleri başlar, eğer emziriyorsa bu süre 7 haftayla 4 ay arasında değişir. Emziren bir annede yumurtlama ve gebe kalma riski 7’nci haftadan itibaren başlayabilir; hatta [...]]]></description> <content:encoded><![CDATA[<p><img
src="http://hamilesin.com/xmlrpc/images/emzirirken-yeniden-hamile-kalmayin.jpg" width="100" height="100" alt="emzirirken yeniden hamile kalmayin Emzirirken Yeniden Hamile Kalmayın"  title="Emzirirken Yeniden Hamile Kalmayın" /></p><p
class="wp-caption-text">Emzirme</p><p>“Süt korur” inancıyla bazı lohusaların hiç beklemediği bir anda yeniden hamile kaldığına dikkat çeken Prof. Dr. Sezai Şahmay, “Doğum sonrası kadın, eğer bebeğini hiç emzirmezse doğumdan 4-6 hafta sonra adetleri başlar, eğer emziriyorsa bu süre 7 haftayla 4 ay arasında değişir. Emziren bir annede yumurtlama ve gebe kalma riski 7’nci haftadan itibaren başlayabilir; hatta bu dönemde loğusa henüz adet görmeye başlamadığından gebe kaldığının farkında bile olmayabilir. Bu nedenle korunma yöntemi, özellikle emzirmeyenlerde cinsel ilişki ile birlikte başlamalıdır” dedi.<br
/> <span
id="more-470"></span></p><p>Tıbbi olanaklardan destek alarak, loğusaların sağlıklı ve güvenli bir şekilde korunabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Sezai Şahmay &#8221; Lohusalık döneminde ideal korunma yöntemi, hem lohusayı yeni bir gebelikten koruyan, hem de sütten geçerek bebeği etkilemeyen bir yöntem olmalıdır. Östrojen içeren doğum kontrol hapları, emziren anneler için uygun değildir. Çünkü bu hormon, süt yoluyla bebeğe geçerek istenmeyen yan etkilere yol açabilir. Bu dönemde eğer kadın herhangi bir yöntem uygulamak istemiyorsa eşinin prezervatif kullanması bir seçenek olabilir. Cilt altına uygulanan implantlarsa çıkarılması sırasında bir cerrahi girişim gerektirdiğinden çok tercih edilmemektedir. Son on yılda tüm Batılı ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de bu işlev için ‘rahim içi sistem’ adı verilen ve halk arasında “hormonlu spiral” olarak bilinen rahim içi araçlar kullanılmaktadır” dedi.</p><p>Doğumdan sonraki 4-6 hafta arasında takılması uygun görülen rahim içi sistemin (hormonlu spiral) vücudun hormonal dengesini etkilemeden rahim zarını incelterek kanamayı azalttığına değinen Prof. Dr. Sezai Şahmay, “Rahim içi sistem, içerdiği progestin hormonunu günlük çok küçük dozlarda ve beş yıl süreyle rahim iç zarına direkt olarak verdiği için, bu zarda incelme yaparak adet kanamalarını azaltır. Bu durum özellikle doğum esnasında kan kaybederek güçsüz düşen lohusalar için yararlı bir durumdur. Çünkü her ay 5-6 gün süreyle adet kanaması olması zaten kansız kalmış olan lohusanın iyileşmesinin gecikmesine neden olan faktörler arasındadır. Bu nedenle rahim içi sistem, adet kanamasıyla atılan kan miktarını azaltarak iyileşme sürecini hızlandırır ” dedi.</p> ]]></content:encoded> <wfw:commentRss>http://www.hamilesin.com/emzirirken-yeniden-hamile-kalmayin.html/feed</wfw:commentRss> <slash:comments>0</slash:comments> </item> <item><title>İçinizdeki Bebeğiniz</title><link>http://www.hamilesin.com/icinizdeki-bebeginiz.html</link> <comments>http://www.hamilesin.com/icinizdeki-bebeginiz.html#comments</comments> <pubDate>Wed, 09 May 2012 14:31:51 +0000</pubDate> <dc:creator>admin</dc:creator> <category><![CDATA[Hamilelik Sonrası]]></category> <guid
isPermaLink="false">http://www.hamilesin.com/icinizdeki-bebeginiz.html</guid> <description><![CDATA[Hamilelik Hamileliğinizin ilk 12 haftasında sizde ve bebeğinizde müthiş değişimler yaşanır. Başlangıç Bebeğiniz 250 milyon spermden yalnızca bir tanesi yarışı kazanarak yumurtanıza ulaştı. Bu mucizevi anda yumurtayla sperm birleşir ve bebeğiniz için ilk temeller atılmış olur. Hücreler bölünerek oluşmaya başlar. Sonunda embriyo ve plasentaya dönüşür. Bundan sonraki 4 günde hücre grubu rahminize ulaşarak buraya yerleşir [...]]]></description> <content:encoded><![CDATA[<p><img
src="http://hamilesin.com/xmlrpc/images/icinizdeki-bebeginiz.jpg" width="100" height="100" alt="icinizdeki bebeginiz İçinizdeki Bebeğiniz"  title="İçinizdeki Bebeğiniz" /></p><p><strong></p><p
class="wp-caption-text">Hamilelik</p><p></strong></p><p><strong>Hamileliğinizin ilk 12 haftasında sizde ve bebeğinizde müthiş değişimler yaşanır. </strong></p><p><strong>Başlangıç<br
/> Bebeğiniz</strong><br
/> 250 milyon spermden yalnızca bir tanesi yarışı kazanarak yumurtanıza ulaştı. Bu mucizevi anda yumurtayla sperm birleşir ve bebeğiniz için ilk temeller atılmış olur. Hücreler bölünerek oluşmaya başlar. Sonunda embriyo ve plasentaya dönüşür. Bundan sonraki 4 günde hücre grubu rahminize ulaşarak buraya yerleşir veeeee 7. günde artık hamilesiniz!</p><p><strong>Bedeniniz </strong><br
/> Hormonlarınız periyodunuz durması için kimyasal sinyaller gönderir. 12 gün sonra, yaptırdığınız testte idrarınızdaki hamilelik hormonu açığa çıkmış olacak. Yaptığınız testte pembe çizgiyi rahatça görebilirsiniz.<br
/> <span
id="more-556"></span></p><p><strong>0-5. Hafta<br
/> Bebeğiniz </strong><br
/> Oluşan embriyonuz kurbağa yavrusuna benziyor ve belki de bir pirinç tanesinden bile küçük. Ama böyle olduğu halde beyni ve sinir sistemi gelişmeye başladı bile. 4. haftada bir tomurcuk kadar olsa da kalbi dakikada 80 kere damarlarına kan pompalayarak gelişmesini sağlar.</p><p><strong>Bedeniniz </strong><br
/> Hormonlarınızın değişmesiyle beraber hamileliğiniz ortaya çıkmaya başladı. Göğüsleriniz hassaslaştığı bu dönemde kendinizi hasta gibi hissetmeye başlayabilirsiniz. Koku duyunuz da geliştiği için yemek ya da parfüm kokularında mideniz bulanabilir. Hamileliğinizin başladığı bu günlerde dolaşım sisteminizin de değişip hızlanmasının etkisiyle sık sık tuvalete gitme ihtiyacı hissedebilirsiniz.</p><p><strong>6-8. Hafta<br
/> Bebeğiniz </strong><br
/> Gözleri ve kulakları form almaya başlayan bebeğinizin sonradan ayak ve kollara dönüşecek uzuv tomurcukları da oluşmaya başladı. Yüzü de şekillenip kemikleri güçlenir. Tabii bu arada bebeğiniz hareket de ediyor ama bir fasulye tanesi kadar olduğu için ne yazık ki siz bunu hissedemiyorsunuz!</p><p><strong>Bedeniniz </strong><br
/> Sabah bulantıları ya da akşam ve gece de olabilir sizi vurmaya başladı. Kendinizi yorgun hissediyor ve her fırsatta dinlenmek istiyorsunuz. Metabolizmanız da hızlandığı için bedeniniz daha sıcak olacaktır. Çünkü damarlarınız genişler ve daha fazla kan dolar. Rahminiz 8. haftada bebeğinizin gelişimine bağlı olarak büyür ve bir portakal büyüklüğüne erişir. Bu durum, arada hissedeceğiniz karın kramplarına neden olabilir.</p><p><strong>9-10. Hafta<br
/> Bebeğiniz </strong><br
/> Göz kapakları ve tırnakları gelişen bebeğiniz artık bir üzüm kadar. Bebeğinizin cinsiyeti döllenme başladığı andan itibaren belli ama artık cinsel organı da oluşmaya başlıyor. Ayrıca küçük bir kurbağanın kuyruğuna benzeyen miniğiniz artık gelişerek insan görünümü almaya başladı.</p><p><strong>Bedeniniz </strong><br
/> Sizin de fark edeceğiniz gibi göğüsleriniz çok büyüdü. Çünkü artan melanin hormonuyla birlikte süt bezleri faaliyete geçti ve göğüsleriniz süt dolmaya, göğüs ucundaki kahverengi bölge koyulaşmaya başladı. Bu dönemde kendinizi sürekli aç ve farklı yiyecekler aşerirken bulabilirsiniz.</p><p><strong>11-12 Hafta<br
/> Bebeğiniz </strong><br
/> İskelet sistemi gelişti ve kemikleri güçlenerek tüm vücut bölümleri şekle girdi. El ve ayak parmakları ayrık ve kıvrık. Bebeğinizin böbrekleri de faaliyete geçti ve yuttuğu amniyo sıvısını dışarı atmaya başladı.</p><p><strong>Bedeniniz </strong><br
/> Umarız mide bulantınız azalmıştır ve kendinizi daha enerjik hissediyorsunuzdur. Ama hala damarlarınızda daha fazla kan dolaştığı için normalden daha sıcak olabilirisiniz. Rahminiz kendine daha çok yer açmak için pelvisinize baskı yapıyor. Değişen hormonlar ve rahmin baskısı nedeniyle biraz ağrı hissedebilirsiniz. Bu da kendinizi masajla şımartmak için harika bir mazeret olabilir!</p><p><strong>Kaynak:</strong> motherandbaby.com.tr</p> ]]></content:encoded> <wfw:commentRss>http://www.hamilesin.com/icinizdeki-bebeginiz.html/feed</wfw:commentRss> <slash:comments>0</slash:comments> </item> <item><title>Hamilelikte Babanın Rolü</title><link>http://www.hamilesin.com/hamilelikte-babanin-rolu.html</link> <comments>http://www.hamilesin.com/hamilelikte-babanin-rolu.html#comments</comments> <pubDate>Wed, 09 May 2012 14:29:25 +0000</pubDate> <dc:creator>admin</dc:creator> <category><![CDATA[Hamilelik Sonrası]]></category> <guid
isPermaLink="false">http://www.hamilesin.com/hamilelikte-babanin-rolu.html</guid> <description><![CDATA[Hamilelikte Babalar Annelik doğanın kadınlara verdiği bir armağan, bir kadın için en büyük mutluluk. Ancak hayatı ve bebeğinizi paylaşacağınız durumun diğer kahramanını da unutmamak lazım. Hamileliğin ilk anından itibaren annenin görüntsünde ve psikolojisinde meydana gelen değişiklikler sohbetlere konu olsa da baba adayları da en az anneler kadar bu durumdan etkilenir. Bu nedenle değişen hormonal dengenizin [...]]]></description> <content:encoded><![CDATA[<p><img
src="http://hamilesin.com/xmlrpc/images/hamilelikte-babanin-rolu.jpg" width="100" height="100" alt="hamilelikte babanin rolu Hamilelikte Babanın Rolü"  title="Hamilelikte Babanın Rolü" /></p><p
class="wp-caption-text">Hamilelikte Babalar</p><p>Annelik doğanın kadınlara verdiği bir armağan, bir kadın için en büyük mutluluk. Ancak hayatı ve bebeğinizi paylaşacağınız durumun diğer kahramanını da unutmamak lazım. Hamileliğin ilk anından itibaren annenin görüntsünde ve psikolojisinde meydana gelen değişiklikler sohbetlere konu olsa da baba adayları da en az anneler kadar bu durumdan etkilenir. Bu nedenle değişen hormonal dengenizin size getireceği anlık rüzgarlara birlikte göğüs germeli, hamileliğin zor anlarından en güzel zamanlarına birlikte yol almalısınız.</p><p><strong>Siz anneliğe hazırlanıyorsunuz eşiniz babalığa!</strong></p><p>- Özellikle günümüzde baba adayları hamileliği en az annelere kadar derinden hissediyor ve büyük bir heyecanla takip ediyor. Eğitim düzeyinin yükselmesiyle birlikte babalar daha bilinçli bireyler olarak karşımıza çıkıyor. Hatta çoğu durumda anne adaylarından daha titiz daha detaycı davranabiliyorlar. Ancak bunun yanında annenin ilgisini tamamiyle bebeğe yönlendirmesi babanın içten içe bir kıskançlık hissetmesine neden olabiliyor. Bu nedenle eişinizi gücendirmeden bebeğinizi birlikte hissetmeye özen gösterin. Doğum uzmanınızla görüşmelerine birlikte gidin, bebeğinizin görüntüsünü birlikte izleyin, karnınıza birlikte dokunup bebeğinizin sizi, sizin bebeğinizi hissetmenizi sağlayın.<br
/> <span
id="more-637"></span></p><p>- Hamilelik sırasında anne adayları gibi baba adayları da şiddetli duygusal çalkantılar yaşayabilir. Hayatın bir anda değişeceği düşüncesi, kaldırılması zor gelecek bir sorumluluğa adım atılması fikri baba adaylarının gerilmesine neden olabilir. Bu durum anne adayında da gelişebilir. Önemli olan iki tarafın zor ve altından kalkılamaz gibi görünen düşüncelerle boğuştuğu sırada birbirine destek olmasıdır. Özellikle baba adayları depresif ve stress altında hissettikleri dönemlerde alkol ve diğer bağımlılık psikolojilerinden uzak durmalı ve stress yaratan durumları çevresiyle çekinmeden paylaşarak üstesinden gelmeye çalışmalıdır.</p><p>- Hamilelik sırasında anne adayının iştahı doğal olarak artar ve birkaç kilo fazlası olabilir. Bu gibi durumlarda baba adayları anne adaylarının yanında olmalı ve annenin vücudunda oluşan değişiklikler konusunda gerektiğinde dengeleyici bir rol üstlenmelidir. Örneğin fazla kiloları engellemek için annenin uyguladığı diyete babanın katılması hamileliğin “artı”larını paylaşmak için tatlı bir fırsattır.</p><p>- Baba adaylarını hamilelik döneminde zorlayan en önemli durumlardan biri cinselliktir. Baba adayları hamile eşlerine ve bebeğe zarar verdikleri düşüncesiyle seks yapmaktan çekinebilir. Oysa seks için uygun döneme geçildiği andan itibaren eş ile seks yapmak konusunda herhangi bir sakınca yoktur. Hatta duygusal anlamda bağ kurmak için hamilelikte seksin önemi oldukça önemlidir. Doğum sonrasında vajinaya zarar verilecek düşüncesiyle veya göğüslerin başka bir amaç için kulllanılması nedeniyle baba adaylarında cinsel isteksizlik görülebilir. Bu durum bir sure sonra çözülür. Ancak soğuma döneminin uzun sürdüğü durumlarda profesyonel yardım almak işleri kolaylaştırabilir.</p><p><strong>Kaynak:</strong>Milupa.com.tr</p> ]]></content:encoded> <wfw:commentRss>http://www.hamilesin.com/hamilelikte-babanin-rolu.html/feed</wfw:commentRss> <slash:comments>0</slash:comments> </item> <item><title>Doğum sonrası estetik için acele etmeyin</title><link>http://www.hamilesin.com/dogum-sonrasi-estetik-icin-acele-etmeyin.html</link> <comments>http://www.hamilesin.com/dogum-sonrasi-estetik-icin-acele-etmeyin.html#comments</comments> <pubDate>Wed, 09 May 2012 14:29:16 +0000</pubDate> <dc:creator>admin</dc:creator> <category><![CDATA[Hamilelik Sonrası]]></category> <guid
isPermaLink="false">http://www.hamilesin.com/dogum-sonrasi-estetik-icin-acele-etmeyin.html</guid> <description><![CDATA[karın estetik ameliyatı Yeni annelerin en büyük sorunu hamilelik sırasında alınan kiloların doğum sonrasında sarkma ve çatlaklara neden olması. Doğumdan sonra en çok tercih edilen estetik işlemleri ise karın germe, liposuction, vajina daraltma ve meme dikleştirme… Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Erol Kışlaoğlu, yeni anneleri estetik için acele etmemeleri konusunda uyardı. 9 aylık [...]]]></description> <content:encoded><![CDATA[<p><img
src="http://hamilesin.com/xmlrpc/images/dogum-sonrasi-estetik-icin-acele-etmeyin.jpg" width="100" height="100" alt="dogum sonrasi estetik icin acele etmeyin Doğum sonrası estetik için acele etmeyin"  title="Doğum sonrası estetik için acele etmeyin" /></p><p
class="wp-caption-text">karın estetik ameliyatı</p><p><strong>Yeni annelerin en büyük sorunu hamilelik sırasında alınan kiloların doğum sonrasında sarkma ve çatlaklara neden olması. Doğumdan sonra en çok tercih edilen estetik işlemleri ise karın germe, liposuction, vajina daraltma ve meme dikleştirme…</strong></p><p>Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Erol Kışlaoğlu, yeni anneleri estetik için acele etmemeleri konusunda uyardı.</p><p>9 aylık heyecanlı bekleyişin ardından bebeğini kucaklayan annelerin ilk haftalarda vücutlarında oluşan deformasyonu fark etmediğini belirten Kışlaoğlu, hamilelik sırasında oluşan kötü görüntülerin giderilmesi için doğumdan sonra en az 6 ay geçmesi gerektiğine dikkat çekti.</p><p><span
id="more-844"></span></p><p>Hamilelikte alınan kilolardan kurtulmak için diyet ve egzersizin yeterli olmadığı durumlarda kadınların imdadına estetik cerrahi yetişiyor. Fazla kilolar verilse de deformasyonu ortadan kaldırmak ve vücudu yeniden forma sokmak için kadınlar estetik müdahaleye ihtiyaç duyuyor.</p><p>Kışlaoğlu, estetik işlemler için doğumdan sonra en az 6 ay; emzirme döneminde sarkan göğüslere yapılacak meme dikleştirme operasyonu için de bebek sütten kesildikten sonra 2 ay beklenmesi gerektiğinin altını çizdi.</p><p><strong>DOĞUM SONRASI BU OPERASYONLARA TALEP ARTIYOR</strong></p><p><strong>Karın Germe: </strong>Hamilelikte kasların hasar görmesi sebebiyle, karın germe ameliyatı doğum sonrası en sık yapılan estetik işlemdir. ‘Abdominoplasty’ adı verilen bu operasyonda, karın bölgesindeki fazla deri ve yağ dokuları tümüyle alınır, sarkmış ve çatlamış karın derisi gerilir. Karın duvarı kaslarının gerginleştirilmesiyle deforme olmuş karın bölgesinin görünümü düzeltilir.</p><p><strong>Liposuction:</strong> Yağ aldırma operasyonunun, doğum sonrası ideal kiloya ulaşıldığında yapılması gerekiyor ancak Kışlaoğlu, ‘liposuction’ın zayıflama olarak algılanmaması gerektiğini vurguladı. Liposuction vücutta karın-bel-basenler, bacak iç ve dış kesimleri, kollar, göğüs bölgelerinde; yüzde ise boyun ve gıdık bölgelerinde uygulanıyor.</p><p><strong>Meme Dikleştirme:</strong> Meme derisi, doğum sonrası emzirme nedeniyle elastikiyetini yitirir, doku eski dik formumu kaybeder ve meme başları doğum önceki şekline göre aşağı iner. Hamilelik ve emzirme sonucunda sarkan memelerin yeniden şekillendirilmesi için meme dikleştirme operasyonu yapılır.</p><p><strong>Vajina Daraltma:</strong> Normal doğum sırasında zorlanmalar, gereksiz ve dikkatsiz açılan epizyotomiler (normal doğumda vajinayla anüsün arasının kesilmesi) ve sonrasında atılan özensiz dikişler, doğum sayısının fazla olması, iri bebek doğurmak veya yaşın ilerlemesi, vajina kaslarının elastikiyetini kaybetmesine ve vajinanın genişlemesine neden olur. Bu sorundan vajina daraltma estetiği ile kurtulmak mümkün.</p><p><strong>OPERASYON SONRASI NORMAL HAYATA DÖNÜŞ</strong></p><p>Karın germe operasyonundan sonra dikiş hattında gerginlik oluşturmamaya dikkat edilmesi gerektiğini belirten Kışlaoğlu, hastalara birkaç gün, yürürken biraz eğilmelerini ve karnı gerecek şekilde dik pozisyonda yatmamalarını öneriyor. Meme dikleştirme operasyonu sonrasında ise hastaların, birkaç gün elastik bir sutyen kullanmaları gerektiğini belirtiyor. Hastalar, bu operasyon sonrasında birkaç gün içinde normal hayatına dönebiliyor.</p><p>Liposuction sonrasında ise ameliyat yapılan bölgeye 2-3 hafta süreyle esnek korseler giydirilir. Meme dikleştirme ve karın germe ameliyatlarından sonra ortalama 2-3 gün arayla pansuman yapılır, yaklaşık 12 gün sonra da dikişler alınır. Operasyon sonrası görülen morluklar 3-4 hafta içinde tümüyle kaybolur, ödem ve şişlikler de 2-3 ay içinde tamamen geçer.</p><p><strong>Kaynak:</strong> rujlu.com</p> ]]></content:encoded> <wfw:commentRss>http://www.hamilesin.com/dogum-sonrasi-estetik-icin-acele-etmeyin.html/feed</wfw:commentRss> <slash:comments>0</slash:comments> </item> </channel> </rss>
