Kategoriler

Bağlantılar

İKİLİ TEST (11-14 TESTİ)
İkili tarama testi ya da 11-14 testi olarak da bilinen ilk trimester tarama testi Down sendromu ve Trizomi 18 adı verilen kromozomal anomaliye sahip bebekleri gebeliğin çok erken dönemlerinde saptamaya yönelik bir tarama testidir.

Tüm tarama testlerinde olduğu gibi bu test de tanı koydurmaz. Sadece hastalık açısından yüksek risk altındaki bebekleri işaret eder ve bu bebeklerde kesin tanıya götüren tanısal testlerin yapılmasını sağlar. Bir başka deyişle testin yüksek risk göstermesi bebekte anomali olduğunun kanıtı olmadığı gibi, riskin düşük çıkması da bebeğin tamamen sağlıklı olduğunu garanti etmez.

Test 11-14 haftalar arasında yapılır.

Anneden alınan kan örneğinde free β-hCG ve PAPP-A (gebeliğe özgü plazma proteini-A, pregnancy associated plasma protein-A) ölçülmesi ve fetusun ense kalınlığının ultrason ile ölçülmesi sonucu elde edilen değerler kullanılır.

Risk oranının 1/270’nin üzerinde olması Down sendromu açısından ileri tetkiki gerektirir.

İkili testin avantajları arasında gebeliğin daha erken bir döneminde yapılması ve anormal bir sonuç durumunda daha fazla tanısal test seçeneğinin (koryonik villus örneklemesi, erken veya geç amniosentez) olması, anomalili bebek durumunda ise gebelik sonlandırılmasının daha erken bir dönemde yapılabilmesidir.
Ayrıca testin duyarlılığı üçlü test ile karşılaştırıldığında daha yüksek olarak rapor edilmektedir. Testin en önemli dezavantajı ise nöral tüp defektlerini saptayamamasıdır.

İkili testte:
Sadece PAPP-A ve b-hCG kombinasyonu kullanılırsa Down Sendromu saptama oranı %64’ lerdedir.
b-hCG,PAPP-A, fetal ense kalınlığı kombinasyonu kullanılırsa Down Sendromu saptama oranı % 90 civarına ulaşmaktadır.

Nazal (Burun) Kemiği ölçümü:
Nazal kemik yani burun kemiğinin ultrasonla değenlendirilmesini de ikili testle kombine ederek değerlendiren bazı merkezler vardır. Nazal kemiğin ultrasonda görülememesi trizomi olma riskini arttırır. Çünkü nazal kemik 11-14 hafta arasında normal fetusların %98′inde görülebilir, sadece %2’sinde görülemez. Trizomili 21 olan fetusların ise %70′inde nazal kemik görülemez. trizomi 18 olan fetusların %50’sinde nazal kemik görülmez. Trizomi 13 olan fetusların %30′unda nazal kemik görülmez.

Duktus venozusta kan akımı bozulması:
Duktus venozusta (fetusta kalbe yakın bulunan bir damar) kan akımı bozulması da normal ve kromozomal bozukluk olan fetusları ayırtedebilmek için bazı çalışmalarda kullanılmıştır. Kromozomal olarak normal fetusların %5′inde, trizomili fetusların %80′inde duktus venozusta kan akıımı anormal bulunmuştur.

Burada şu noktaya her zaman dikkat etmek gerekir: İkili, üçlü ve dörtlü test bebekte bir anomali yada sakatlık olduğunu kesin olarak asla gösteremez sadece anomali riskinin normale göre arttığını yada artmadığını işaret eder. Anomali olup olmadığını kesin olarak bize gösterecek yöntem ise amniosentezdir. (Amniosentez: anne karnından bebeğin kesesinden su alma işlemi) Trizomi 21 yada 18 gibi anomaliler her zaman ultrasonda farkedilemez. Ayrıca bu testlerin normal çıkması da bebekte kesinlikle anomali olmadığı anlamına gelmez. Bu testlerin belli oranda hata payları vardır.

TRISOMY21 TRISOMY 13/18
background risk 1
ultrasound risk 1
biochemistry risk
adjusted risk 1

Meme Kanseri Nedir ?

Meme, süt bezleri ve burada üretilen sütü meme başına taşıyan kanallardan oluşur. Bu süt bezleri ve kanalları döşeyen hücrelerin kontrol dışı olarak çoğalmaları ve vücudun çeşitli yerlerine giderek çoğalmaya devam etmelerine meme kanseri denir. Erken teşhis ve meme kanseri belirtileri çok önemlidir.


Meme Kanseri Risk Faktörleri Nedir ?

Risk faktörlerini taşıyan kadınların bu faktörleri taşımayanlara göre daha fazla meme kanserine yakalanma olasılıkları vardır.Bu faktörleri taşımayan kadınlar da meme kanserine yakalanabilirler. Meme kanserine yakalanan kadınların yarısı bu risk faktörlerini hiç taşımamaktadır.

Meme kanseri ne yakalanma riskini artıran faktörler;

Yaş: İleri yaş önemli bir risk faktörüdür. Yeni meme kanseri tanısı konan kadınların % 70’i, 50 yaş üzerindedir. Devam »

İNFERTİLİTE’DE GENEL BİLGİ ve TANIMLAR — Gebelik Oluşması İçin Ne Gibi Faktörler Olmalıdır? — İnfertilite Nedenleri Nasıl Sınıflandırılabilir? — Kısırlık Tedavisine Nasıl Başlanır? İnfertilite-Jinekoloji Sözlüğü Tıbbi öykü (Anamnez) ve Jinekolojik Muayene

KISIRLIKTA TEŞHİS METHODLARI Kısırlıkta ultrasonografi Histerosalpingografi (HSG) Laparoskopi Histeroskopi Sims-Huhner Testi Ofis Histeroskopi

İNFERTİLİTE NEDENLERİ İNFERTİLİTE ERKEK FAKTÖRÜ (Male factor) Erkek Faktöründe Genel Bilgiler — Erkek faktörü ne demektir? — Erkek infertilitesinde neler araştırılır? — Erkekte genetik inceleme Spermiyogram (Semen Analizi, Meni Testi) — Spermiyogramda normal değerler nelerdir? — Spermiyogram terminolojisi — Kruger methodu nedir? — Sperm hücresinin yapısı — Sperm yapısındaki bozukluklar Erkek Faktöründe Tıbbi Tedavi Aşılama (IUI, İnseminasyon) Varikosel Erkek Faktöründe Cerrahi Tedavi İnfertil Erkeklerin Bilmesi Gerekenler…

İNFERTİLİTE KADIN FAKTÖRÜ İnfertilite’de Kadın Faktörüne Giriş Ovulatuar Faktör — Polikistik Over Sendromu (PCOS) — Yumurtlama Tedavisi (Ovulasyon indüksiyonu) Tubal Faktör Servikal Faktör — Rahim ağzı yaraları — Servikal Yetmezlik ve Servikal Stenoz Uterin Faktör — Myom — Asherman Sendromu — Rahimin konjenital problemleri İmmünolojik İnfertilite Peritoneal Faktör ve Endometriozis Yaş ve Doğurganlık Erkek ve kadında kısırlık nedeninin bulunamaması: Açıklanamayan İnfertilite (Unexplained Infertility) Ovaryen Hiperstimülasyon Sendromu (OHSS)

İNFERTİLİTE İLE İLGİLİ SIKÇA SORULAN SORULAR —İnfertilite (Kısırlık) ne demektir? —Kadının yaşı ilerledikçe gebelik şansı azalır mı? —Erkekler de yaş ilerleyince üreme sağlığı bozulur mu? —Kısırlığın sık görülen nedenleri nelerdir? —Kısırlık günümüzde daha mı yaygınlaştı? —Stres kısırlığa neden olur mu? —İnfertilite tedavisi gören çiftlerin gebe kalma şansı nedir? —Şişmanlık kısırlığa neden olur mu? —Doğum kontrol hapı kullanan kadınlar sonradan gebe kalmakta zorlanır mı? —Rahim içi araç (spiral) kullananların daha sonra gebe kalmaları zor mudur? —Çiftler kısırlık nedeni ile doktora başvurmadan ne kadar beklemeli? —Bu kadar uzun süre beklememesi gereken çiftler var mı? —Çiftler doktora beraber mi gitmeli? —Doktor ne gibi soruları sorar? —Muayene olmak gerekir mi? —Kısır çiftlerin ne kadarı tedavi edilebilir?

VAJİNAL AKINTILAR


Vajina nedir?
Vajina 8-10 cm uzunluğunda, içinde kıvrıntılı (tırtıklı) bir yapıya sahip bir kanaldan oluşan kadın genital organıdır.

Normalde vajinanın dört ayrı işlevi vardır:
Cinsel ilişki işlevi
Normal doğumun gerçekleşmesindeki işlevi
İdrar kanalı olan “urethra” yı içermesi
Rahimden gelen adet kanının dışarıya boşalması

Kadınlarda hem normal olarak görülen “fizyolojik vajinal akıntılar” olabileceği gibi hem de bir enfeksiyona bağlı “patolojik vajinal akıntılar”a rastlanılmaktadır. Önemli olan vajinal akıntının ne türde olduğunun anlaşılmasıdır. Devam »

Meme Ağrısı
Mastalji


Meme ağrısı ve hasasiyeti muhtemelen en sık görülen meme şikayetidir.İyi huylu meme hastalıkları ,adet öncesi dönemde artan ve adet ile birlikte azalan meme büyümeleri genellikle memede geçici ağrılara ve gerginliğe sebep olmaktadır.

Memede Ağrı, Mastalji belirtileri nedir?

Adet öncesi gerginliğe bağlı meme ağrıları tipik olarak adetten bir kaç gün once başlayıp adetten hemen sonra geçmektedir. Genellikle tüm memeyi ve her iki memeyi birden etkileyen ,hassaslık ve gerginlik hissi veren ağrılardır. Sütyen takmak dahi ağrıyı ve huzursuzluğu attırır.

Meme ağrısı ve meme hassasiyeti ne zaman kanseri düşündürür? Devam »

Meme Başı Akıntısı
Galaktore


   Meme başı akıntısı kadınlarda çok sık görülmektedir.Bir çok kadında meme başı  akıntısını, göğüsleri bastırmakla  ya da meme başını sıkarak ortaya koyar.Sadece göğüsleri sıkmak ile akıntı oluyorsa  hemen hemen her zaman bu akıntı iyi huyludur.

Birden fazla meme kanalından kaynaklanan  ve iki taraflı  olan  akıntı genellikle berrak ya da süt kıvamındadır.Bu tip akıntı genellikle fizyolojiktir ve doğaldır, kendiliğinden de  görülebilir ancak nadiren hiperprolaktinemiye (prolaktin salgılayan   hipofiz adenomu  ya da hipotiroidi nedenli) bağlı meydana gelebilir.Kendiliğinden memeleri sıkmadan iki taraflı  süt kıvamında  akıntısı olan (galaktore) kadınlarda  serum prolaktin hormonu ve TSH  hormon      düzeyine bakılmalıdır.
 

Meme başının altında  kitle ile ilişkili  herhangi bir akıntı  kanseri düşündürmektedir.Kendi kendi kendine akan , tek taraflı olan  ve tek süt kanalından kaynaklanan  meme başı akıntısı  meme kanserinden kaynaklanıyor olabilir. Ancak daha sıklıkla  duktal ektazi ya da papillomaya bağlıdır. Bu tip meme başı akıntısı olan  kadınlar, özellikle akıntı devamlı oluyor ise   ya da kanlı ise mamografi ile  değerlendirilmeli,meme başı akıntısından yayma yapılmalı  ve  gerekirse cerrahi müdahale yapılmalıdır.

akıntı      

En sık akıntı sebepleri nedir?

Vaginal kaşıntı,yanma,normal olmayan kokulu akıntı şikayeti ile başvuran hastalarda vaginitten şüphelenilir. Sıklıkla sebep olan mikroorganizma vajinal kültür dışında smear testinde de görülmektedir. Doktor basit bir mikroskopik inceleme ile genellikle sebebi görebilmektedir.Serum fizyolojik ile hazırlanan inceleme lamında belli organizmaların olmaması, artmış miktarda lökositlerin görülmesi servisiti (rahim ağzı iltihabını) düşündürür ve Chlamydia, gonorrhea (bel soğukluğu) veya herpesten şüphelenilmelidir.Tanıyı kesinleştirmek için vajinal kültür yapılmalıdır. Vajinada akıntıya sebep olan ve en sık görülen mikroorganizmalar Trichomonas, bakteriyel vajinit ve candida (mantar) dır.

Lökosit Nedir
Lökosit veya akyuvarlar olarak da adlandırılan beyaz kan hücresi, kemik iliğinde üretilir Vücudu bulaşıcı hastalıklara ve yabancı maddelere karşı koruyan akyuvarlar, bağışıklık dizgesinin önemli bir bölümünü oluştururlar Sağlıklı bir yetişkin insanın bir litre kanında 4×109-11×109 adet, bir başka tanımla, bir damla kanda yaklaşık 7000 ila 25000 arası akyuvar bulunur Bu nicelik lösemi hastalarında 50000′e kadar çıkar Lökositler kanın dışında lenf sistemi, dalak ve diğer vücut dokularında da bulunur

Akyuvar tanımı tüm beyaz hücre türlerini kapsayan kaba bir tanımdır Bu şekilde kan hücrelerini kümelemek sıklıkla bu tanımın yanlış kullanımına yol açmaktadir Bu yüzden değişik kaynaklar hücreleri kökenlerine göre ayırmaya yoluna gitmektedir

Granülositler

3 tip granülosit vardır:
Nötrofiller,
Bazofiller,
Eozinofiller
Lenfositler

Bağışıklık yanıtının sıvısal bölümünü oluşturan lenfositler, kandan çok lenf sisteminde bulunurlar Kanda 3 lenfosit türü bulunur: B hücreleri, T hücreleri ve doğal öldürücü (katil) hücreler B hücreleri her antijene özel antikor üretirken, CD4+ (yardımcı) T hücreleri ise bağışıklık yanıtını düzenlerler CD8+ (sitotoksik) T hücreleri (öldürücü T hücreleri olarak da adlandırılırlar) ve doğal öldürücü hücreler ise bakterileri ve virüslerle enfekte olmuş vücut hücrelerini yok edebilirler

Monositler

Monositler göze yutarlığı yapma özelliğine sahiptirler Ayrıca T hücrelerini uyararak onların çoğalmasını sağlarlar Kan dolaşımından ayrılıp dokulara giren monositler makrofaj diye adlandırılırlar

Lökositlerle ilgili hastalıklar

Lökositlerle ilgili başlıca hastalıklar:
Lökopeni, kandaki lökosit sayısının azalması
Lökositoz, kandaki lökosit sayısının çoğalması
Lösemi ve lenfoma, kanser türlerinde lökositler kontrolsüz biçimde çoğalırlar
Diğer doku hücreleri

Histiositler, kan dolaşımında bulunmayıp, lenf sisteminde ve diğer vücut dokularında bulunan hücreler:
Makrofajlar
Dendritik hücreler
Mast hücreleri (mastositler)


Fizyolojik akıntılar
Kadınların önemli bir kısmında hiç bir hastalık söz konusu olmamasına karşın akıntı vardır. Fizyolojik akıntı olarak nitelendirilen bu akıntının en önemli özellikleri akıntının uzun zamandan beri var olması hemen her gün bulunması kokusuz olması renginin şeffaf-beyaz veya açık sarı renkli olması beraberinde ağrı idrar yaparken yanma kanama ve diğer belirtilerden hiç birinin bulunmamasıdır. Bu özelliklere sahip bir akıntının bir hastalıktan kaynaklanması pek olası değildir. Devam »



Emzirme, anne ile bebeğin baş başa kalabildiği, gözleri ile konuşabildiği çok özel bir süreçtir.

 Bebek ile en yakın temas, emzirme ile sağlanabilmektedir. Mükemmel ve eşsiz bir besin içeriğine sahip olan anne sütü, aynı zamanda bebeğin mikrobik hastalıklardan korunmasında önemli rol oynar. Son yıllarda yapılan çalışmalar, emzirmenin bebeğin beyin gelişimini desteklediğini; obezite, diyabet gibi hastalık risklerini de azalttığını göstermektedir. Devam »